<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763</id><updated>2011-04-21T19:25:24.070-07:00</updated><title type='text'>Sağlık Hakkında Merak Edilenler</title><subtitle type='html'>Sağlılığın her dalında her çeşit bilgiye ulaşabileceğiniz tek adres.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763.post-4330500871353810793</id><published>2011-02-16T05:50:00.001-08:00</published><updated>2011-02-16T05:50:37.509-08:00</updated><title type='text'>Tartarla Şavaşın</title><content type='html'>Diş hekimlerinin kalkülüs olarak adlandırdığı tartar, tükürüğünüzdeki  mineral ve plaklardan meydana gelir. Bireylerdeki tartar birikiminin  kişiden kişiye farklılık gösterdiğini ve ilk tartar oluşumunun yenilerin  oluşumunu hızlandırdığını bildiren Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi  Mehmet Zahid Kazandı tartarın, periodontal hastalıklara yol açtığını da  ifadelerine ekledi. Kazandı periodontol hastalık sonucunda dişetlerinin  çekildiğini, dişlerin sallanmaya başladığını, dişetlerinin  iltihaplandığını, sık sık kanamaların görüldüğünü, dişlerin direncinin  azaldığını, çürüklerin hızlandığını, istenmeyen ağız kokusunun  oluştuğunu ve dişlerin görünümünün çirkinleştiğini ifadelerine ekliyor  ve tartardan kurtulmak için yapılması gerekenleri belirtiyor.&lt;span id="more-409"&gt;&lt;/span&gt;        &lt;br /&gt;Diş hekimlerinin kalkülüs olarak adlandırdığı tartar,  tükürüğünüzdeki mineral ve plaklardan meydana gelir. Bireylerdeki tartar  birikiminin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini ve ilk tartar  oluşumunun yenilerin oluşumunu hızlandırdığını bildiren Plusdent Diş  Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı tartarın, periodontal  hastalıklara yol açtığını da ifadelerine ekledi. Kazandı periodontol  hastalık sonucunda dişetlerinin çekildiğini, dişlerin sallanmaya  başladığını, dişetlerinin iltihaplandığını, sık sık kanamaların  görüldüğünü, dişlerin direncinin azaldığını, çürüklerin hızlandığını,  istenmeyen ağız kokusunun oluştuğunu ve dişlerin görünümünün  çirkinleştiğini ifadelerine ekliyor ve tartardan kurtulmak için  yapılması gerekenleri belirtiyor.&lt;br /&gt;İşte tartardan kurtulmak için yapılması gerekenler;&lt;br /&gt;* Dişlerinizi düzenli olarak günde en az iki kez fırçalayın. Bu sayede  günlük ağız bakımınızın önemli bir kısmını yerine getirmiş olursunuz.&lt;br /&gt;* Diş ipi kullanın; Diş aralarını temizlemede sık kullanılan yararlı bir  araçtır. Yanlış kullanımı ise diş etine zarar verebilmektedir bu  nedenle diş hekiminden doğru kullanımını öğrenildikten sonra  uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;* Düzenli olarak diş hekimini ziyaret bu sayede ileride ciddi  problemlere neden olabilecek sorunlar önceden görülüp önlenmiş  olacaktır. Ayrıca kontrolleriniz sırasında dişlerinizin diş hekiminiz  tarafından temizlenmesi dişlerinizden tartarın uzaklaşmasına da yardımcı  olacaktır.&lt;br /&gt;Bu temizliğin diş hekimleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan  Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı, “Diş  taşlarının temizlenmesi genel olarak tehlikeli değildir. Bazı ilerlemiş  vakalarda ise diş taşının dişetinin hem altında hem de üstünde  birikebileceğine işaret eden Kazandı, “Bunlar diş hekimleri tarafından  özel yöntemlerle temizlenir. Bu durumda dişlerde az da olsa sallanma  görülebilir. Ancak çalışma sonrası alınacak önlemlerle sorun en aza  indirgenir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;div class="widebanner"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2437520635611198763-4330500871353810793?l=saglikrehberim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/4330500871353810793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/tartarla-savasn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/4330500871353810793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/4330500871353810793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/tartarla-savasn.html' title='Tartarla Şavaşın'/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763.post-4625645336495495878</id><published>2011-02-16T05:48:00.001-08:00</published><updated>2011-02-16T05:48:20.123-08:00</updated><title type='text'>Grip ve Soğuk algınlığı hakkında herşey</title><content type='html'>Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan solunum  sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar  başında salgınlara yol açan yüksek derecede bulaşıcı viral bir  enfeksiyondur.&lt;span id="more-202"&gt;&lt;/span&gt;        &lt;br /&gt;Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan  solunum sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve  ilkbahar başında salgınlara yol açan yüksek derecede bulaşıcı viral bir  enfeksiyondur.&lt;br /&gt;İşgücü kaybı açısından bakıldığında tüm dünyada işe devamsızlığın  %10′undan sorumludur. Dünya nüfusunun yaklaşık %10-20′si her yıl gribe  yakalanmaktadır.&lt;br /&gt;Grip olan kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları ile üst  solunum yollarındaki salgılardan yayılan virüs yüklü su damlacıkları  havaya geçerek orada saatlerce asılı kalabilir. Bu damlacıklar nefes  yolu ile alındıklarında, alt ve üst solunum yoluna yerleşirler ve orada  hızla çoğalırlar. Kuluçka süresi 1-3 gün arasında değişir ve bu dönemde  kişide hastalık belirtisi olmamasına karşın hastalık bulaştırıcı özellik  bulunmaktadır. Bu özellik grip belirtileri başladıktan sonra 4-6 gün  kadar da devam eder.&lt;br /&gt;BELİRTİLERİ NELERDİR?&lt;br /&gt;Başlangıcı genellikle anidir. Kişi kendini iyi hissediyorken, 1-2 saat  içinde önce; üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş  (38°C-40°C) başlar, daha sonrasında ise burun akıntısı, baş dönmesi,  öksürük, boğaz ağrısı, göğüste yanma, ağrı, gözlerin sulanması ve  gözlerde ışığa hassasiyet şikayetlerinden bir ya da birkaç tanesi  tabloya eklenebilir.&lt;br /&gt;Bu belirtiler 3-5 gün kadar sürse de genellikle 2-3 gün içinde düzelme başlar.&lt;br /&gt;EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDADIR?&lt;br /&gt;Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler,&lt;br /&gt;Şeker hastaları,&lt;br /&gt;Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar,&lt;br /&gt;Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar,&lt;br /&gt;Böbrek hastaları,&lt;br /&gt;Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar,&lt;br /&gt;Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler,&lt;br /&gt;Anne adayları,&lt;br /&gt;Bebekler,&lt;br /&gt;Türkiye’de bu gruplara giren yaklaşık 30 milyon kişi yaşamaktadır.&lt;br /&gt;GRİPTEN NASIL KORUNMALI?&lt;br /&gt;Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bu bulgular genellikle 5-7  günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen kulak (otit) veya akciğer  enfeksiyonları (zatürre) gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler.  Bu nedenle korunma çok önemlidir.&lt;br /&gt;Korunma için;&lt;br /&gt;Dengeli beslenmeli: Vücudun ihtiyacı olan protein, yağ, şeker ve vitamin  yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları  mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir. Özellikle besleyici değeri  düşük, yağdan zengin hamburger gibi yiyeceklerin aşırı tüketilmesi grip  hastalığına davetiyedir.&lt;br /&gt;Yeterli miktarda su içilmeli: Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması,  virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle  özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere,  her dönemde günde 8-10 bardak su içilmelidir.&lt;br /&gt;Düzenli spor yapılmalı: Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat  olmak üzere spor yapılması gereklidir. Spor vücut direncinin  arttırılması için çok önemlidir.&lt;br /&gt;Stresten uzak yaşamalı: Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir.&lt;br /&gt;Sigara içmemeli: Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır.  Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana  yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.&lt;br /&gt;Tokalaşmayın: Grip olan bir kişi ile tokalaşmak, salgın zamanlarında iş  yerlerinde bir çok kişi tarafından kullanılan cihazları kullanmak ta  bulaş yollarındandır. Çünkü virüs bu gibi yerlerde 2-3 saat canlı  kalabilir. Bu nedenle temizlik önemlidir.&lt;br /&gt;Kalabalık yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durun: Toplu taşıtlar,  sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması  ile virüsler büyük bir hızla (160 km/saat) hareket ederek 3-4 metre  uzağa yayılabilir.&lt;br /&gt;Düzenli uyuyun: Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.&lt;br /&gt;Çıplak ayak dolaşmayın: Özellikle kış aylarında, zemin ısısı düşük  olacağından, refleks olarak solunum mukoza hücrelerini de besleyen vücut  damarlarında daralma olacak ve sonuç olarak kan dolaşımı  yavaşlayacaktır. Mukoza hücrelerindeki nemlilik oranının azalması ile  birlikte savunma gücü de azalacak ve virüslerin girişi kolaylaşacaktır.&lt;br /&gt;Sıcak ortamlardan kaçının: Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve  sıcak ortamların tercih edilmesi de solunum mukoza hücre zarlarının  kurumasına neden olarak virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?&lt;br /&gt;Her şeyden önce istirahat, mümkünse yatak istirahati önemlidir. Yatarken  başın yukarıda tutulması (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak)  geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.&lt;br /&gt;Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.&lt;br /&gt;Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat  edilmeli, havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;Hastalık süresince, özellikle yüksek ateş varsa bol sıvı alınması çok  önemlidir. Bu nedenle su içinde eritilerek kullanılan anti-gribal  ilaçlar, sıvı alımının artırılması, hızlı etki sağlaması açısından  önerilir. Hastalıkta; su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tercih  edilmelidir. Yeteri kadar sıvı alınması sinüslerdeki ve göğsünüzdeki  ifrazatın daha az birikmesine ve vücuttan daha kolay temizlenmesine  yardım eder.&lt;br /&gt;Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji  ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diyet uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;Antibiyotik türü ilaçlar, ancak viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine  bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde ancak bir hekimin önerisi  ile kullanılabilir.&lt;br /&gt;Grip sırasında aspirin kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında  bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.&lt;br /&gt;En sık görülen virüsler:&lt;br /&gt;Rhinovirüsler %15-40,&lt;br /&gt;Coronavirüsler %10-20,&lt;br /&gt;Parainfluenza virüsü %5-10,&lt;br /&gt;Respiratuar sinsityal virüsler %6,&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı kişiden kişiye bulaşır. Başlangıçta bu bulaşmanın  aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin  havada kalması ile olduğu sanılmaktaydı. Ancak şimdi mevcut kanıtlar  bulaşmanın virüsü almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve  hassas bireylerin de ağız-burun mukozalarına sürmeleri ile olduğu  yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu  ellerin sık yıkanmasıdır.&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalarda havanın soğukluğunun soğuk algınlığı hastalığının  başlaması ve seyretmesi ile ilintili olmadığını, psikolojik stres, üst  solunum yollarını etkileyen alerjiler ve adet dönemlerinin hastalığa  yakalanma riskini artırdıkları saptanmıştır.&lt;br /&gt;Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir  zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene  tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı belirtileri: Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı,  yorgunluk hissi, akan ya da dolu burun, hapşırma, boğaz ağrısı, göğüs  doluluğu, koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve  ses kalitesindeki değişiklikler&lt;br /&gt;SOĞUK ALGINLIĞI TEDAVİSİ:&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi  belirtilere göre yapılmalıdır. Su içinde eritilerek kullanılan ve soğuk  algınlığına ait belirtileri gideren ilaçlar, sıvı alımının artırılması  ve hızlı etki sağlaması açısından da önerilmektedir. Ayrıca istirahat  edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden  kazanılmasına yardım eder.&lt;br /&gt;Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı  kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla  burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için  ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2437520635611198763-4625645336495495878?l=saglikrehberim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/4625645336495495878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/grip-ve-soguk-algnlg-hakknda-hersey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/4625645336495495878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/4625645336495495878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/grip-ve-soguk-algnlg-hakknda-hersey.html' title='Grip ve Soğuk algınlığı hakkında herşey'/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763.post-3375213042955980905</id><published>2011-02-15T13:03:00.000-08:00</published><updated>2011-02-15T13:03:05.865-08:00</updated><title type='text'>Enerji içecekleriyle ilgili korkutan açıklama</title><content type='html'>&lt;h1&gt;Enerji içecekleriyle ilgili korkutan açıklama&lt;/h1&gt;Yüksek seviyede kafein ve diğer uyarıcılar  içeren enerji  içeceklerinin, çocuklar ve gençlerde ciddi sağlık  sorunları  yaratabileceği uyarısında bulunuldu.&lt;br /&gt;Bilimadamları  uyarıyı, enerji içeceklerinin sağlık üzerindeki  etkisiyle ilgili  bilimsel araştırmaları inceledikten sonra yaptılar.&lt;br /&gt;Miami  Üniversitesi’nden Steven Lipshultz ve ekibi, enerji  içecekleriyle ilgili  araştırmalar ile üreticilerin internet sitelerinde  bu tür içeceklerle  ilgili verdikleri ”bilgileri” incelediler.&lt;br /&gt;Bu sistematik  araştırmanın sonucunda, bu içeceklerin ”özellikle  çocuklar ve gençler  üzerinde ciddi yan etkisinin bulunduğunu; hezeyana,  nöbetlere, kalp  sorunlarına, şeker hastalığına veya ruh halinde ve  davranışlarda  problemlere yol açabildiğini” saptadılar.&lt;br /&gt;Lipshultz, bu  içecekleri tüketen bazı kişilerde yan etkilerin  görüldüğünün  gözlemlendiğini belirterek,bu tür içeceklerin herhangi bir  tedavi edici  etkisini bulamadıklarını söyledi.&lt;br /&gt;Enerji içeceklerini üreten şirketler ise bunların zihinsel ve fiziksel performansı artırdığını öne sürüyor.&lt;br /&gt;Pediatrics  dergisinde yayınlanan araştırmada Lipshultz ”Sorun,  enerji  içeceklerinin sadece kafein içermesi kadar basit bir olay değil.  Sorun,  bunların başka birçok madde içermesi” dedi.&lt;br /&gt;Lipshultz, kalp,  şeker hastalığı veya yüksek tansiyondan mustarip  olan, nöbet geçiren  veya hiperaktivite sorunu bulunan çocukların bu  içecekleri içmekten  vazgeçmesi gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;div class="widebanner"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2437520635611198763-3375213042955980905?l=saglikrehberim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/3375213042955980905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/enerji-icecekleriyle-ilgili-korkutan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/3375213042955980905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/3375213042955980905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/enerji-icecekleriyle-ilgili-korkutan.html' title='Enerji içecekleriyle ilgili korkutan açıklama'/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763.post-4433880397081473245</id><published>2011-02-15T13:02:00.001-08:00</published><updated>2011-02-15T13:02:31.028-08:00</updated><title type='text'>Aile hekimliği tıkır tıkır</title><content type='html'>&lt;h1&gt;Aile hekimliği tıkır tıkır&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&amp;nbsp;&lt;/h1&gt;İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan  Dokucu, ”aile hekimliği”   uygulamasıyla ilgili, ”Tüm yapı dikkate  alındığında yüzde 99′larda   hizmetin rahatlıkla verildiği, çok az bazı  noktalarda zorlandığımız bir   sistem söz konusu” dedi.&lt;br /&gt;Dokucu,  Barcelo Topkapı Eresin Otel’de  düzenlenen İstanbul’da Aile  Hekimliği  Uygulamasını Değerlendirme  Toplantısı’nda yaptığı konuşmada,  uygulamaya  başlamadan önce daha büyük  sorunlar beklediğini, ancak  yoğun  çalışmanın bir ödülü olarak uygulamaya  1 Kasım 2010′da  İstanbul’da  geçilebildiğini hatırlattı.&lt;br /&gt;”Sağlıkta  Dönüşüm Programı”nın  önemli ayaklarından biri olan  uygulamanın  gerçekleşmesinin, diğer  birçok devrim niteliğindeki proje  gibi, değişim  ve dönüşüm  gerektirdiğini ifade eden Dokucu, konuşmasını  şöyle sürdürdü:&lt;br /&gt;”Mutlaka   bir dönüşüm yaparken var olan kurulu düzen değiştiği için  statüko   rahatsız olur ve iyi giden şeylerin kötü gitmesi riski,  alışkanlıkların   bozulması bu değişime karşı bir direnç oluşturur.  Sağlıkta Dönüşüm   Programı’nın bütün ayaklarında bunlar olmuştur.  2005′te sigorta   hastaneleri birleştirilirken de birçok haberin  varlığını çok iyi   hatırlıyoruz, ama 6 yıl geçti hiçbir Allah’ın kulu,  ‘şu an ülkede tekrar   sigorta hastanesi sistemine döneceğiz’ diye iddia  edemez. Çünkü bu   sistemin doğruluğu geçen birkaç aylık zorluktan  sonra ortaya çıkmıştır.   Aile hekimliği de benzeri bir yapılanmadır. Bu  uygulamada baştaki   zorlukların aşılmasını takiben, vatandaş  memnuniyetinin olağanüstü   arttığı bir yapılanma olup, bu dönüşümün  faydasını her yerde görürüz.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-”8 AY İÇİNDE 4 BİN KİŞİYİ EĞİTTİK”-&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de   sağlık sektöründeki insan gücünün kısıtlı olduğunu  vurgulayan Dokucu,   şartların zorlanarak 100 bin hekimden 21 bininin  aile hekimliği   uygulamasına dahil edilebildiğini, 2023 yılında bu  sayının 44 bine   çıkarılmasının amaçlandığını aktardı.&lt;br /&gt;Dokucu, 13 Aralık 2010′da   tüm ülkenin aile hekimliği şemsiyesi  altına girdiğini dile getirerek,   ”İki sene önce ağustos ayında aile  hekimliği sürecinin başlamamasıyla   alakalı ilk direktifi aldık. Bunun  çok zor ve İstanbul için uygulaması   imkansız duygusu vardı, bana o  emir ilk verildiğinde. Ancak Sağlık   Bakanlığımızın bu konudaki iradesi  ve bu konuda kaynak aktarılması,   konuyla ilgili desteğin her boyuta  verileceğinin bilinmesi sonucu biz   hızlı bir şekilde programa aldık. O  ana kadar geçen iki yıl içerisinde   toplam bin 200 kişi eğitilmişken,  biz 8 ay içinde 4 bin kişiyi eğitmek   suretiyle sertifikalandırdık”  şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;Aile hekimliği   sisteminin, büyük oranda sözleşme altına alındığını  ve bugün itibariyle 3   bin 395 hekimin, aile hekimliği hizmeti  verdiğini belirten Dokucu,   şunları kaydetti:&lt;br /&gt;”Peki ne oldu da aile hekimliği sistemine   geçildi, sağlık ocağının  nesi vardı? Bu eleştirilen bir konu. Sistemle   vatandaş, çalışan,  sağlık elemanı motive olmuştur. Gerek kendi istediği   kadroda çalışmak  gerekse eskiye göre çok daha iyi özlük haklarına   kavuşmak suretiyle  motive olmuştur. Vatandaş da devletin kendisine   gönderdiği hekimden  hizmet almak yerine kendisi hekim seçebilecek hale   gelmiştir.  Hastaların önemli bir kısmı eskiden büyük hastanelere   transfer olurken  ya da kendi sevk mekanizmasının bir parçası olarak   görürken ve bunlar  da hastanelerde bir kalabalık karmaşa oluştururken,   bugün itibariyle  bir sevk sistemi olmamakla birlikte kişiler, hizmeti   aldığı yerde  olmakta ve hastanelerimiz daha az yoğunlukta çalışmaktadır.   Bu sayede  aile hekimleri, daha hızlı ve kaliteli hizmet verebilmeyi    sağlamaktadır.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-AİLE HEKİMİNE BİR HEMŞİRE DÜŞMESİ İDEALİ-&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dokucu,   bugün itibariyle ulaşılan aile sağlığı merkezi sayısının 808  olduğunu   ve yeni açılacak merkezlerle bu sayısının Temmuzda ideal olan  891′e   ulaşacağını ifade ederek, ”Hemşire sorunu maalesef devam  ediyor. Aile   hekimlerine bir hemşire düşmesi idealine ulaşmak  durumundayız” dedi.&lt;br /&gt;Aile hekimliğinin kişilerin isteğiyle işleyen bir sistem olduğunu    vurgulayan Dokucu, ”Kişi istiyorsa orada çalışıyor. Biz ancak    görevlendirmeyle oraya gönderiyoruz. Bazı yerlerde görevlendirme    yapamıyoruz, çünkü binanın kendisi yok, kiralayacak eleman da yok. Bu    toplam 44 aile sağlığı merkezini geçmiyor. Tüm yapı dikkate alındığında    yüzde 99′larda hizmetin rahatlıkla verildiği, çok az bazı noktalarda    zorlandığımız bir sistem söz konusu’ diye konuştu.&lt;br /&gt;Dokucu,   İstanbul’da uygulama kapasımında 144 hekimin daha sözleşme  altına   alınması gerektiğini, ebe hemşire sayısındaki yüzde 11′lik  eksiğin de   gelecek aylarda kapatılacağını aktararak, ”Tüm sistem  dikkate   alındığında İstanbul’da 31 ilçede yüzde 100 hizmetin  verilebileceği   sözleşmeli arkadaşlarımız var. Esenler, Bağcılar,  Arnavutköy ve   Sultangazi gibi ilçeler, ‘sorunlu ilçeler’. Aslında  sorunlu değil, biz   sorunu büyük ölçüde çözmüşüz, ancak en fazla hizmet  açısından açlık   burada” şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-BİR HEKİME YAKLAŞIK 3 BİN 600 KİŞİ DÜŞÜYOR-&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da   bir aile hekimine yaklaşık 3 bin 600 kişinin düştüğünü  belirten  Dokucu,  sağlık ocağı sisteminde bir hekimin günde ortalama 65  kişiye  baktığını,  yeni sistemle bu sayının 30-40′a düştüğünü aktardı.&lt;br /&gt;Dokucu,   aile hekimliği hizmetlerinin tamamen ücretsiz olduğunu dile  getirerek,   şu an için 26 olan tetkik sayısını, kısa sürede yapılacak  ihaleyle  45′e  çıkaracaklarını anlatarak, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;”Aile hekimleri   hemşirelere hastadan kan aldırtıyor, kurye gidip  alıyor, tetkik   edildikten sonra da sonuçlar aile hekiminin  bilgisayarına düşüyor. Bunun   tamamını sağlık müdürlüğümüz finanse  ediyor. Ekim 2010′da 3 milyon 200   bin TL ödemişiz laboratuvar  hizmetlerine ki o zaman sağlık ocağı  sistemi  geçiyordu. Kasımda  geçişin ilk şokunun etkisiyle laboratuvar  çok ciddi  düştü ve 721 bin  TL ödedik laboratuvar hizmetlerine. Hekim   arkadaşlarımız adaptasyon  artıkça hızla bunu düzelttiler. Biz kendi   ödediğimiz laboratuvar  giderinden hekimlerin göstermiş olduğu ilgiyi   anlıyoruz, bunun giderek  de artacağını biliyoruz. Çok yakında   hastanelerimizden ücretsiz  laboratuvar hizmetinin yanında ücretsiz   radyoloji hizmeti alabileceğiz  aile hekimleri vasıtasıyla.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-”UYGULAMA HALKTA BÜYÜK MEMNUNİYET OLUŞTURDU”-&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Geçişin   bazı noktalarının kendisine zorluk olarak görülmesiyle  birlikte   uygulamanın halkta büyük oranda memnuniyet oluşturduğunu  ifade eden   Dokucu, ”Uygulamanın, vatandaşın hizmete ulaşmada önündeki  engelleri   kaldırdığını, çok daha yakın, hızlı ve etkin bir şekilde  hizmet   alabildiğini gördük” dedi.&lt;br /&gt;Uygulamayla ilgili gazetelerde yer   alan bazı haberlere de değinen  Dokucu, iddia edildiği gibi koruyucu   sağlık hizmetlerinin terk  edilmesinin söz konusu olmadığını, aksine   teşvik edici uygulamalar  bulunduğunu belirterek, ”Hastanelerden,   112′lerden ve kamunun diğer  alanlarından aile hekimliği için ayrılan   hekim, ebe ve hemşire sayısı 3  bini bulmuştur. Ancak aile hekimliği   sisteminde şu ana kadar yaklaşık  200 istifa olmuştur, 50 kadar da   hemşire görevinden ayrılmıştır” diye  konuştu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-”KAMU HASTANELERİNDE HASTA AZALMASI ŞU AN İÇİN SÖZ KONUSU DEĞİL”- &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ali   İhsan Dokucu, İstanbul’daki misafir hasta konusunun sisteme  etkisine   ilişkin bir soru üzerine, acil hizmetler açısından  bakıldığında konunun   bir sorun oluşturmadığını söyledi.&lt;br /&gt;Kişinin memleketinde   kimliğiyle toplum sağlık merkezine giderek  kayıt yaptırabildiğini   aktaran Dokucu, konuşmasını şöyle sürdürdü:&lt;br /&gt;”Bu anlamda   vatandaşın hizmet alması açısından bir sorun yok. Sorun  daha çok sağlık   çalışanı açısından. Çünkü aile hekimliği sistemi  kendine bağlı nüfusla   irtibatlı bir yapılanma. Eğer birkaç yüz kişi  yazın oynarsa o kişinin   maaşında ciddi azalma olabilecek. Ayrıca kişi  geri geldiğinde hekimin   kadrosu dolmuş olabilir. Vatandaş mağduriyeti  olmaması dolayısıyla   endişe içinde değiliz. Ancak hekim arkadaşların  olası mağduriyeti için   bir hazırlık yapılabilir.”&lt;br /&gt;Dokucu, ”Sistemle hastaneye gitme   performansında ne kadar düşüş  var” şeklindeki soruya, ”Hastanelerimize   giden hasta sayısı açısından  bakıldığında artış var. Bunun nedeni   gripler. Aile hekimliğinden sonra  özel hastane verilerinde bir miktar   düşüş gördüm. Genel anlamda kamu  hastanelerinde hasta azalması şu an   için söz konusu değil”  diye  cevapladı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-”İNSANLARIN ÖNEMLİ KISMI, SİSTEM KONUSUNDA BİLGİ SAHİBİ DEĞİL”- &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir   başka soru üzerine Dokucu, 1 Şubat itibariyle her aile hekiminin   sadece  kendine bağlı vatandaşa bakar hale geldiğini belirterek, ”Acil   bir  durum söz konusuysa kendi bölgesinde hekim arkadaşımız ilk    değerlendirmesini yapıp hastayı bir hastaneye doğru yönlendirmek    durumunda. Standart hizmetleri verme anlamında oradaki hekim arkadaşımız    kendisine bağlı olmayan nüfusa hizmet verme yükümlülüğünde değil.    Dışardan gelen bir hasta bir kereye mahsus muayene olabilir, rapor ya da    reçete yazdırmaya kalktığında bu olmayacaktır” diye konuştu.&lt;br /&gt;Sistemin   hekimlere ne gibi sorunlar getirdiği sorusuna Dokucu,  hekimin neyle   karşılaşacağını bilerek tercih yaptığını, sisteme  kimseyi zorla   seçmediklerini belirterek, ”Ben de bir hekimim.  Arkadaşlarımın çalışma   şartlarıyla alakalı sorunlarını düzeltmek bana  ait bir problem” dedi.&lt;br /&gt;Dokucu,   hekimler arasında bir memnuniyet araştırması yapmanın şu an  için   haksızlık olacağını ifade ederek, ”Memnun olmayan bir  arkadaşımızın   sadece bir imzasına bağlı. Memnun değilse kendi  kadrosuna dönebiliyor.   Bu ‘dönün’ anlamında değil, yanlış  anlaşılmasın” diye konuştu.&lt;br /&gt;Uygulamanın   başlamasından beri aile hekimine gitme sıklığının ne  olduğunun   sorulması üzerine de Dokucu, bölgede sağlık hizmetine  başvuru açısından   bir rakamsal değişiklik olmadığını dile getirerek,  insanların önemli  bir  kısmının sistem konusunda bilgi sahibi  olmadığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;&amp;nbsp;&lt;/h1&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2437520635611198763-4433880397081473245?l=saglikrehberim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/4433880397081473245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/aile-hekimligi-tkr-tkr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/4433880397081473245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/4433880397081473245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/aile-hekimligi-tkr-tkr.html' title='Aile hekimliği tıkır tıkır'/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763.post-7636377862606344916</id><published>2011-02-15T13:01:00.001-08:00</published><updated>2011-02-15T13:01:16.056-08:00</updated><title type='text'>Cilde iyi gelen alışkanlıklar</title><content type='html'>&lt;h1&gt;Cilde iyi gelen alışkanlıklar&lt;/h1&gt;Vücudumuz ilk sinyallerini cildimiz  üzerinden verir. Cildimiz,  hislerimizin ve yiyip içtiklerimizin  göstergesidir. İyi dinlenip  dinlenmediğimizi bile ele verir. Bu  alışkanlıkları edindiğinizde,  cildinizin hayallerinizdeki güzelliğe  yavaş yavaş yaklaştığını  göreceksiniz!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MASAJ YAPIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücudunuzu  dinlendirmek için iyi bir masajdan daha sakinleştirici bir  şey yoktur.  Her duştan sonra masaj yağınızı alın, nemli vücudunuza,  ayaklarınızdan  başlayarak göğsünüze doğru dairesel hareketlerle yayın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DETOKS&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğal  meyve suları vitamin açısından zengindir. Toksinleri atmaya yarar  ve  sindirimi kolaylaştırır. Güne taze bir bardak elma, kivi ya da nar   suyuyla başlayıp daha iyi hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BESLENMEYE DİKKAT&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sabah’taki  habere göre, iyi beslenmek için diyetisyenlere para  dökmenize gerek  yok. Sıkı bir kahvaltı, öğlene doğru yoğurt, öğlen  yemeğinde yeşil  salata ile ızgara et ya da balık tercih edilebilir,  akşam yemeğinde ise  sebzeyle proteini artırabilirsiniz. Bu alışkanlıkla  kendinize daha  hafif, sağlıklı ve güzel hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAFEİN YERİNE SU&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birkaç  günlüğüne sigara ve kafein tüketimini durdurun. Kahve ya da  sigara  içmek istediğinizde onlar yerine bol bol su içmeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖLÜ DERİDEN ARININ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kışın  teniniz oksijensiz ve soluk görünür. Günde 30 dakikanızı bile  almayacak  küçük rötuşlarla vücudunuza meyve özleri uygulayıp ölü  derilerinizden  arınabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CİLDİNİZİ ARINDIRIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Makyaj  çıkartmaya asla üşenmeyin. Makyajınızı temizledikten sonra  yüzünüzü iyi  bir tonikle yıkayıp, su bazlı bir nemlendiriciyle esnek,  temiz ve  yumuşak tutun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2437520635611198763-7636377862606344916?l=saglikrehberim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/7636377862606344916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/cilde-iyi-gelen-alskanlklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/7636377862606344916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/7636377862606344916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/cilde-iyi-gelen-alskanlklar.html' title='Cilde iyi gelen alışkanlıklar'/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2437520635611198763.post-3442759257690368047</id><published>2011-02-15T13:00:00.001-08:00</published><updated>2011-02-15T13:00:21.610-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2437520635611198763-3442759257690368047?l=saglikrehberim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/feeds/3442759257690368047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/3442759257690368047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2437520635611198763/posts/default/3442759257690368047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikrehberim.blogspot.com/2011/02/blog-post.html' title=''/><author><name>Adem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08923460810955937020</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
